Salı, 08 Eylül 2026

Yaşamın ilk 2 yılındaki şeker tüketimi etkisini 70 yıl sonra bile gösterebilir

Arzu Develi 2 dk okuma 0 yorum

İngiltere’de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 1953’te kaldırılan şeker karnesi, 1951‑1956 yılları arasında doğan 64.000’in üzerinde bireyin sağlık verilerinin incelenmesi için bir laboratuvar yarattı. Araştırmacılar “ilk 1000 gün”u anne karnından çocuğun ikinci yaş gününe kadar geçen süre olarak tanımladı ve bu dönemde organlar, metabolizma ve bağışıklık sisteminin hızla geliştiğini, aynı zamanda tat tercihlerinin şekillenmeye başladığını belirtti. Rasyonun kaldırılmasıyla şeker tüketimi iki katına çıktı; bu durum, aynı yaş aralığında doğan çocukların farklı şeker maruziyetleri geçirmesine yol açtı.

Çalışmada, erken dönem şeker kısıtlamasının meme, prostat, karaciğer, rektum ve akciğer kanseri görülme oranlarını düşürdüğü gösterildi. En belirgin fark karaciğer kanserinde, 69 % daha düşük oranla gözlemlendi; meme kanseri oranı ise 36 % azaldı. Bu farklar, karnenin sonrasından hemen değil, onlarca yıl sonra ortaya çıktı. Ek olarak, biyolojik yaşlanma göstergelerinde 2,2 yıl daha yavaş ilerleme, granzyme B proteini seviyelerinde düşüş ve 50 yıl sonra bile şeker tüketiminin izlerinin devam etmesi rapor edildi.

Erken çocukluk döneminde şeker tüketiminin, yetişkinlikteki beslenme alışkanlıklarıyla bağlantılı olduğu bulunmuştu. Şeker kısıtlamasına daha uzun süre maruz kalan bireyler, yaklaşık 50 yaşına geldiklerinde de şeker alımını düşük tutmuş, genel olarak daha az yemek yiyerek daha sağlıklı ve çeşitli bir diyet uygulamışlardı. Çalışma, çocukların hiç şeker tüketmemesi gerektiği anlamına gelmiyor; ancak yaşamın ilk 1000 günündeki şeker tüketim farklılıklarının, sağlık ve beslenme alışkanlıklarıyla uzun vadeli etkiler yaratabileceğini ortaya koyuyor.

Arzu Develi
Arzu Develi

Bu yazar hakkında henüz bilgi eklenmedi.

Yorum Yap