Gecenin bir yarısı çalan telefonlar, koşturmacalar, bir o kadar da soğuk haber… Yalova’dan gelen haber hepimizi sarstı. Kamuoyunun “Güllü” olarak bildiği sanatçı Gül Tut, geçen yıl 26 Eylül’de Çınarcık’taki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetmişti. O gün “kaza” denilmişti, ama savcılık öyle düşünmüyor. Soruşturma tamamlandı, iddianame hazır ve ortaya dökülenler adeta roman gibi. İnanılır gibi değil ama yaşananlar büyük bir tuzağın işaretlerini veriyor.
Şimdi bakın ne oldu? Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre, Gül Tut’un 6. kattaki dairesinden 18 metre yükseklikten beton zemine düşüşü hiçte öyle sandığımız gibi olmamış. Adli incelemeler, sanatçının ağır kafa ve omurga travmaları ile iç kanama sonucu öldüğünü ortaya koydu. Ama asıl mesele, bu düşüşün öncesinde yaşananlarda…
Olay gecesi evde bulunanlar, merhum sanatçının çok sevdiği “Malkata” isimli Roman havasını açmışlar. Müziği duyan Güllü’de kızının odasına geçmiş. Savcılık, işte bu detayın bile planlı olduğunu söylüyor. Müzik bir tuzakmış, sanatçıyı odaya çekmek için kurulmuş bir oyun… Yani sevdiği bir melodiyle kendi sonuna doğru yürümüş zavallı kadın. İnsan düşününce tüyleri diken diken oluyor.
İddianamedeki bilirkişi raporlarına göre, güvenlik kamerası ses kayıtlarını İstanbul Teknik Üniversitesi incelemiş. Düşmeden hemen önce genç bir kadın sesi “Hadi görüşürüz” diyor. Bu sesin şüpheli kızı Tuğyan Ülkem Gülter’e ait olduğu değerlendiriliyor. O sözden hemen sonra da Gül Tut fiziksel müdahaleyle pencereden aşağıya atılmış. Yani itilmiş. Allah kahretsin, düşünmesi bile insana ağır geliyor.
Birde tanık beyanları var ki, olayın en çarpıcı tarafı. Evde bulunan tanıklardan biri, ilk ifadesinde farklı şeyler söylemiş. Ama sonraki beyanında değiştirmiş ve Gül Tut’un kızının, annesini iki eliyle kavrayarak pencereden aşağı ittiğini anlatmış. Savcılık, bu sonraki ifadelerin telefon kayıtlarıylada desteklendiğini kaydediyor. Yani tanık, telefon konuşmalarının ardından “doğruyu” söyleme kararı almış anlaşılan.
Geçmişe dönük dijital incelemelerde ise işler daha da karışıyor. Tuğyan Ülkem Gülter’in, çeşitli zamanlarda annesini camdan atacağını söylediğine dair tanık ifadeleri var. Hatta mesajlaşmalarda annesinin ölmesini istediğini yazdığı belirtiliyor. Ancak bu kadar mı? Tabii ki değil. Olay öncesinde odadan üç farklı darbe sesi kaydedilmiş. İlk sesin ardından tam yedi saniye boyunca odadakilerden hiçbir ses, hiçbir bağırış, yardım çığlığı gelmemiş. Yedi saniye boyunca sessizlik… Bu bir kaza olsaydı, insan doğal olarak bağırırdı, panik yapardı değil mi? Ama yok, öyle bir şey olmamış.
Kaza ve intihar ihtimalleri de soruşturmada tek tek araştırılmış. Evde zeminde kaymaya neden olacak bir madde bulunamamış. Sanatçının sağlık geçmişinde intihar eğilimine rastlanmamış. Tam aksine, birçok tanık Gül Tut’un yükseklik korkusu olduğunu anlatmış. Düşünün, yükseklik korkusu olan bir insan, kendi isteğiyle pencereden atlar mı? Pencerenin yapısı ve maktulün fiziksel özellikleri değerlendirildiğinde bilirkişiler “dışarıdan müdahale ihtimali daha güçlü” diyor. Adli Tıp Kurumu’da tıbbi örneklerle ölüm şeklinin belirlenemeyeceğini, ancak adli soruşturmayla ortaya konulacağını ifade etmiş.
İşin bir de olay sonrası kısmı var ki, asıl can alıcı nokta orası. Şüpheli kızın, olayın ardından adeta delil karartma telaşına girdiği iddia ediliyor. Eski erkek arkadaşından mesajları silmesini istemiş, tanık beyanlarını etkilemeye çalışmış. Telefonunu değiştirip cihazı fabrika ayarlarına döndürmüş. Yurt dışına çıkış imkanlarını araştırdığı tespit edilmiş. Telefonundaki internet geçmişinde ise uyuşturucu maddelerin saçta tespit edilme süreleri ile suç ve dedektiflik temalı içeriklerin arandığı görülmüş. Yani her şey önceden planlanmış adeta. Toksikolojik testlerde kızda ve tanıkta uyuşturucu çıkmamış ama davranışlar zaten herşeyi anlatıyor.
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tüm bu delilleri birleştirdiğinde, Tuğyan Ülkem Gülter hakkında “tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Evet yanlış duymadınız, öz kızının annesini öldürmek için plan yaptığı iddia ediliyor. Bilirkişi raporu da tamamlanmıştı ve raporda “düşüşün kendiliğinden olmadığı, dış kuvvet ve temas bulunduğu” belirtilmişti. Şimdi dosya mahkemede, hakim önünde. Tuğyan Ülkem Gülter tutuklu ve önünde ağırlaştırılmış müebbet var.
Bu kadar acımasızlık karşısında insan şaşırıp kalıyor. Annesini sevdiği bir müzikle tuzağa çekip, 18 metre yükseklikten aşağı bırakmak… “Hadi görüşürüz” deyip itmek… Sonrada mesaj silmek, tanıkları ayarlamak… İşte böyle arkadaşlar, bu dünya hiç tahmin etmediğimiz şeylerle dolu. Bakalım mahkeme bu dosyada nasıl bir karar verecek? Adalet yerini bulacak mı? Gelişmeleri hep birlikte takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber